31 Mayıs 2014

KOMİK RESİM : POZANTI TV CANLI YAYIN ARACI :)))))

Çanakkale Savaşı sırasında, Osmanlı askerlerinin yazdığı "Allah Bizimledir" tabelası..


__._,_.___

KAMPANYA : CARETTA CARETTA'LAR TEHLİKEDE #freekaraot


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

FETHİYE SAHİLLERİNDE YUVALAMA ALANLARI YOK OLUYOR!
Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Fethiye’de yat çekek ve imal yeri, nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) yuvalama alanı olan Karaot sahiline taşınacak. Bu bir doğa katliamdır.
Fethiye ve civarı, hassas ve nadir doğal değerleri nedeniyle 1988 yılında Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir. Ancak, bugüne kadar yapılan uygulamalardan, kentsel gelişme plan kararlarında koruma önceliklerinin göz ardı edildiği, özellikle körfez ve kıyılarına getirilen rant amaçlı kullanımların kıyı ekosistemini olumsuz etkilediği, tür ve habitat kayıplarına neden olduğu açıktır. Bugüne kadar Fethiye Körfezi ve kıyıları için herhangi bir yönetim planı hazırlanmamıştır. Aksine, Çevre Düzeni Revizyon Planlarında, hassas türleri ve yaşam alanlarını yok edecek plan kararları onaylanmaktadır.
Bu duruma son örnek, Fethiye’nin Karagözler mevkiinde faaliyet gösteren yat çekek yerinin, görüntü ve deniz kirliliği yarattığı gerekçesiyle, Yanıklar Köyü Karaot sahiline taşınması için gerekli tüm izinlerin verilmiş olmasıdır.
İlgili tesisin yapılacağı Karaot ve devamındaki 8,3 km’lik sahil, Akdeniz havzası içinde 5 türle temsil edilen nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarından koruma altındaki Caretta caretta(EN) türünün önemli yuvalama alanlarından biridir. Aynı alanda bulunanyaklaşık 10 ha’lık sulak alan,  nesli tehlike altındaki kuş türleri için üreme, beslenme ve barınma alanıdır.
Bu karşın, çevre düzeni revizyon planında Karaot sahili, akıl almaz bir şekilde Kaplumbağa Yuvalama Alanı dışında bırakılmış; sulak alan, hassas zon ve doğal sit olmasına rağmen bu sahile 204.000 m² kara, deniz ve kıyı alanı kullanacak yat çekek ve imal yeri için izin verilmiştir. BU BİR DOĞA KATLİAMIDIR.
Araştırmalar, nesli tehlike altındaki Caretta caretta populasyonlarının, büyük oranda azaldığını göstermektedir. Fethiye sahilinde 1993 yılından bu yana yapılan deniz kaplumbağaları araştırma ve izleme çalışmaları, yuva sayısında çok ciddi düşüş olduğunu göstermektedir (1993 yılında 118 olan yuva sayısı, 2012 yılında 89’a düşmüştür).
Deniz kaplumbağalarının neslinin devamı, öncelikle üremek için kullandıkları kumsalların, korunabilmesine bağlıdır.
Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle, nesli tehlike altındaki türlerin korunmasına ilişkin özel bir çaba sarf etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde Türkiye, Anayasanın antlaşmalarla ilgili 90. maddesi uyarınca kanuna aykırı uygulama yapmış olacaktır.
Bizler, ekolojik ilişkilerin ve ekosistemlerin sınırlarının herhangi bir kurum ve kuruluş eliyle çizilen projelerle belirlenemeyeceğini, doğal sistemlerin doğal sınırları olduğunu biliyor ve bu sınırlara saygı gösterilmesini bekliyoruz. Bu doğal sınırların salt kamu yararı gerekçesiyle ve rant amacıyla göz ardı edilmesine ve değiştirilmesine karşı olduğumuzu  bildiriyoruz.
Bütün bu saydığımız nedenlerle, Yat çekek ve imal yerinin Fethiye Sahiline, Kaplumbağa üreme alanlarına yapılmasını istemiyoruz.
KARAOT DAYANIŞMASI
[publicize twitter]
[publicize facebook]
[category kampanyalar]

[tags KAMPANYA, CARETTA CARETTA]

TERK EDİLMEK HER CANLIYA AYNI ACIYI VERİR.......






Aldanma Cahilin Kuru Lâfına - AŞIK VEYSEL

    

Aldanma Cahilin Kuru Lâfına

     Aldanma cahilin kuru lâfina
     Kültürsüz insanin külü yalandır
     Hükmetse dünyanın her tarafına
     Arzusu hedefi yolu yalandır

     Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
     Gül dikende biter diken gül olmaz
     Dız dız eden her sineğin bal'olmaz
     Peteksiz arının balı yalandır

     insan bir deryadır ilim de mahir
     ilimsiz insanın söhreti zahir
     Cahilden iyilik beklenmez âhir
     işleği ameli hâli yalandır

     Cahil okur amma âlim olamaz
     Kâmilik ilmini herkes bilemez
     Veysel bu sözlerin halka yaramaz
     Sonra sana derler deli, yal

Aşık Veysel

88 Yıllık Dev Gazete Arşivi /// ÖZEL BÜRO GRUBU


Bu dev arşiv sayesinde geçmişe tanıklık edebileceksiniz. Bu bulunmaz arşivi kesinlikle yanınızda bulundurmalısınız...


1919 yılından 2007 yılına kadar karma gazetelerden derlenmiş harika bir arşiv.

Özellikle günümüz gençlerinin elinde bulunması gereken, Cumhuriyet tarihinin ilk zamanlarındaki olaylarına tanıklık edebileceği bir arşivdir.

Dosya uzantısı pdf olup açmak için Adobe Reader vs programlardan faydalanmanız gerekmektedir.



LİNK : http://turbobit.net/6rxxq3g0rhc9.html
[publicize twitter]
[publicize facebook]
[category araştırma]
[tags ÖZEL BÜRO GRUBU, GAZETE ARŞİVİ]

Amazing trick...!!!!!!!!!!! haydi bakalım çözün bu işi...



-------  TIKLAMA FİLAN YOK, 
BU İŞ NASIL OLUYOR....
KAFAYI ZATEN

YEMİŞTİK, BİR DAHA YİYİN.....!

     Amazing trick...!!!!!!!!!!! haydi bakalım çözün bu işi



       Pick one of the following cards. Don't  click on it; just keep it in your head.  

Kağıtlardan birini seçin, üzerine tıklamayın aklınızda tutun...






Scroll  down when you have your card  ..... 

Kartınızı seçtikten sonra aşağıya inin...


Think  about your card for 6 seconds and think of me! 
6 saniye kağıdınızı düşünün ve beni anımsayın!


I will  attempt to read your mind! 
Beyninizi okuyacağım! 

Scroll  down after 20 Seconds 20 saniye sonra aşağı inin 





I Have Removed Your Card! 
Seçtiğiniz kağıdı yok ettim! 





SCARY ISN'T  IT.  

ÜRKÜTÜCÜ DEĞİLMİ? 



Now  scroll up and do it again, this will freak you out.  

Haydi tekrar yukarı çıkıp bir daha deneyin, kafayı yiyeceksiniz... 


ACI GERÇEK - EINSTEIN'IN KORKTUĞU ŞEY BAŞIMIZA GELDİ Mİ DERSİNİZ?




"Korkarım ki bir gün teknoloji, insan iletişiminin ve yakınlaşmasının önüne geçecek. Dünyada aptal bir nesil ortaya çıkacak."

Albert Einstein

ARKADAŞLIK BUDUR !!!

GÜZEL FİKİR !!! TIĞ İŞİ ÖRGÜ MODELİ

LÜTFEN SİRKLERE GİTMELEYELİM !!!




SON YILLARDA HAYVANLARA EZİYET VE İŞKENCE GİDEREK ARTTI

VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

ÇEVRENİZDE HAYVANLARA ŞİDDET UYGULAYAN/LAR GÖRÜRSENİZ LÜTFEN HAYTAP’A BİLDİRİNİZ !!


HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU (HAYTAP) WEB SİTESİ


ADRES : Boyalıköşk Sok. No: 52 Arnavutköy Beşiktaş

[publicize twitter]
[publicize facebook]
[category kampanyalar]
[tags HAYVAN, EZİYET, İŞKENCE]

Güzel bir Atatürk hikayesi /// Atatürk'ün İslam Dinine Hizmetleri


MODA’nın denize açılan sokaklarından birindeki küçücük eve girerken Türkiye Cumhuriyeti’nin “özel” tarihinin bura da saklandığına hala inanamıyordum…

Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı sırasındaki tabancası, Fikriye’nin intihar ederken kullandığı tabanca (inanılmaz küçüklükte bir tabanca bu, üzerine adının baş harfi işlenmiş), ölürken üzerinde bulunan beyaz geceliği, elinden hiç düşürmediği Nutuk ve sayfaları arasında Fikriye’nin verdiği solmuş bir gül, ilkokuldaki Kuran – ı Kerim’inin kılıfı, Salih Bozok’un intihar ettiği tabanca, ölüm raporu, Etnoğrafya Müzesi’ne geçici olarak defni hakkında tutanak, TBMM’nin taktığı nişan, günlüğü, telgrafları, kendi el yazısıyla nutku, ipek nar çiçeği rengindeki röbdeşanbırı, iki çift çorabı, devamlı içtiği bir kutu sigarası, pantolonunun kemeri, fotoğraflarından aşina olduğumuz o ünlü deri yeleği, dört madalyası, binlerce fotoğraf ve Atatürk devriyle ilgili sayısız ve eşsiz yerli yabancı gazeteler…

Ser verip, sır vermeyen bir ev bu, ev sahibi de öyle. Ortalıkta Atatürk’e dair bir ize falan da rastlamıyorsunuz. Arka-lara doğru gittikçe birkaç fotoğraf o kadar. Sordukça bir şeyler muhafazalarından çıkıyor.

Eriş Ülger bir mimar. Uzun yıllar üst düzey bürokratlık yapmış, Almanya’da, İsviçre’de çalışmış. İki kızı var.

“Ben bir Atatürk arşivcisi olmayı değil fikir sahibi olmayı hedefledim. Bilgisiz fikir olmaz. Atatürk’le ilgili doğru bilgileri bulmaya çalıştım. Bu anlamda Atatürk yaşarken Avrupalı’nın ona nasıl baktığını da çok merak ettim. Avrupa’daki arşivleri araştırmaya başladığımda Avrupalıların onu 1916′da keşfettiğini anladım. Bir siyasi olarak değil, Jean Jacques Rousseau, Robespierre gibi bir düşü-nür olduğunu, bizim 1997′de göremediğimizi yani ümmeti ulus haline getireceğini görmüşlerdi” diyor Ülger.

Atatürk üzerine yedi kitap yazmış. Mütevazı bir bütçeyle 1953′den bu yana, bazen taksitlerle bir araya getirmiş bunları. Çok özel eşyaların bir kısmını Salih Bozok’un oğlu Cemil Bey, bir kısmını da Sabiha Gökçer hediye etmiş. Orijinal fotoğrafları Selahattin Giz’den ve Atatürk’ün askeri fotoğrafçısı Nedim Tengizman’dan almış. Ölüm ve defin tutanağını ise Atatürk’ün doktoru Mim Kemal Öke’nin eşi vermiş. Bu teslimlerin neredeyse tümü noter huzurunda gerçekleştirilmiş.

Eriş Ülger şimdiye değin ortaya hiç çıkarmadığı bu hazineyi sergilerken biraz mahçup sanki: “Bunlara sahip olmak değil, fikrine sahip olmak önemli benim için. Ayrıca bunların yerinin evim ve elim değil halkın rahatlıkla ulaşabileceği bir yer olduğunu düşünüyorum.”

Mustafa Kemal’in tüm kararlarını yalnız aldığına ve hiçbir zaman yardımcısının olmadığına dikkat çeken Ülger, onun çok yalnız bir adam olduğuna inanıyor. Kadınlarla ilişkisi-nin ve çapkınlığının ise abartıldığını savunuyor.

Ülger’in araştırmaları sonucu vardığı sonuç, Atatürk’le Latife Hanım’ın hiçbir zaman bir ruh ve fikir birliği içinde olmadıkları, Ata’nın ruh ve fikir birliğini Fikriye Hanım’la yaşadığı.
“Latife Hanım, Ata’nın çamaşırını bile yıkamamıştır.

İçki içmesine mani olmaya çalışmıştır, bazen tercümanlığını yapmış, protokolde yerini almıştır. Ama asla Mustafa Kemal’e nüfuz edememiştir, aralarında hep ciddi bir mesafe olmuştur.

Latife Hanım huysuz bir kadındı. Mutfağa inip ahçıbaşıyla zeytinyağını fazla koydu diye bile kavga edermiş. O ve Fikriye kıyaslanamaz. Fikriye, Mustafa Kemal’in fikir dostu olmuştur, çamaşırlarını da yıkamıştır, onu koru-maya da çalışmıştır. Atatürk’ün de onu sevdiğini ve koru-maya çalıştığını 1921′de Rafet Paşa’ya çektiği bir telgraf-tan rahatlıkla anlıyoruz.

Bu telgrafta `Yunanlılar yaklaşıyor. Fikriye Hanım’ı, Ruşen ve Salih beylerin hanımlarını alıp Kayseri’ye doğru yola çıkın. Bu yolculukta Fikriye’yi altı asker korusun’ deniyor.

Atatürk nutuklarından ve kahramanlık türkülerinden hiç hoşlanmayan Ülger, “Türkiye boyutlarını tespit edeceği bir kararı vermek zorunda. Niçin yaptı, neden yaptı, nasıl yap-tı. Bu iş söylevlerle, heykellerle olmaz” diyor.

Eriş Ülger, Atatürk’le ilgili birçok tüyo verdi, ben de size onunla ilgili bir tüyo vereyim: 10 Kasım 1953′de Atatürk Anıtkabir’e taşınırken gençliğe hitabını okuyan çocukmuş.

Bir anısı

Atatürk’le ilgili o kadar az şey biliniyor ki, bir tane özel anısını merak ediyorum: “Yıl 1932. Çankaya. Atatürk’ün sofrası. Ruşen Eşref, Salih Bey, Falih Rıfkı Atay, Recep Zühtü ve birkaç bilim adamı. Gecenin ilerlemiş saatlerinde Mustafa Kemal döner ve Salih Bozok’a sorar:

- Yarın günlerden ne?
- Cuma efendim.
- Peki Hacı Bayram Camii’nde cuma vaazını kim verecek?
- Bilmiyorum efendim.
- Çocuk, git yarın vaaz verecek hocayı al gel.
Bu gece soframıza misafir olsun. Mevsim kıştır.

Salih Bey kısa bir zaman sonra hoca efendiyle Çankaya’nın kapısından girer ve Paşa’nın “bilim sofrasına” misafir olur.

Paşa kendisine portakal suyu ikram eder ve sohbet eder. Bir ara sorar:

- Hoca efendi yarın cuma hutbesi vereceksiniz, halka ne anlatacaksınız?
- Günahtan sevaptan bahsedeceğim.
- Başka ne anlatacaksınız?
- Allahtan, peygamberden bahsedeceğim.
- Güzel, daha ne anlatacaksınız?
- Cennetten cehennemden bahsedeceğim.

Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:

- Hoca efendi, binlerce şehidin kanıyla sulanan bu topraklar üzerinde hürriyet ve bağımsızlığımıza hangi imkansızlıklar içinde kavuştuğumuzu, devrimleri, okkanın gidip kilonun, arşının gidip metrenin geldiğini, zeki ve çalışkan Türk ulusumuza siz anlatmayacaksınız da kim anlatacak?

Hoca efendi mahçuptur. Paşa, Salih ve Ruşen Bey’e döner.

- `Hoca efendi bu gece bizim misafirimiz olsun. Kendisini devrimlerimiz hakkında irşad edin. Yarın Hacı Bayram Camii’nde devrimlerimiz hakkında hutbe verecek’ der.

Hoca efendiye bir de yeni kıyafet dikilir.”

O cuma devrimler konusunda Ankaralıları aydınlatan hoca efendinin o günkü fotoğrafı da bugün Eriş Ülger’in arşivinde yerini almış, Ülger, İslam dinine en büyük hizmeti Atatürk’ün verdiğine inanıyor ve “600 sene padişahın, 300 senede halifenin kulu olan toplum, Allah’ın kulu yapılıyor. Bundan daha büyük hizmet olur mu?” diyor.

Işığı bol olsun !

28 Mayıs 2014

DIY - TIĞ İŞİ ŞAL YAPIMI




 


MAVİ - BEYAZ - KIRMIZI İLE EV DEKORASYONU

redwhiteandblue
redwhiteandblue 2
Deniz-Kırmızı-Beyaz-Mavi-Yaşam-Odalar
redwhiteandblue 3
redwhiteandblue 4
redwhiteandblue 5
redwhiteandblue 6
redwhiteandblue 7
redwhiteandblue 8
110411 1 aqua kırmızı banyo
sundurma-swing-den-ülke-yaşam
redwhiteandblue 9


SAĞLIK DOSYASI : BEYİN DETOKS OLUR MU?

Şehir ve iş hayatının karmaşasından uzaklaşma zamanı gelip de günün sonunda evimize döndüğümüzde, hem fiziksel hem de beyin yorgunluğundan yakınırız, dinlenmek isteriz. Fiziksel yorgunluğumuz genelde uzanınca çabuk geçer. Peki ya beyin yorgunluğu? İşte Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ beyin yorgunluğundan kurtulmak için altın tavsiyelerde bulunuyor...

Öncelikle zeka ile beyin arasında nasıl bir ilişki olduğunu anlatır mısınız?

Karşılaştığımız sorunları çözmek için üretilen ihtimalleri akıl belirler. Bu ihtimallerin içinden çözüm en doğru olanı bulup uygulamayı zeka belirler. Zeka genetik mirastır, akıl ise zaman içinde kazanılan eğitim ve tecrübe ile gelişir. Genetik yapının da kontrolünde olan zeka, çevresel etmenler ve iyi bir öğrenim hayatı ile maksimum seviyeye çıkar. Bir olay karşısında ihtimal üretme aklı gösterir. Kişi ne kadar ihtimal üretiyor ise o kadar akıllı demektir. Zeka ise o ihtimaller arasından en can alıcıyı alıp uygulamaktır. İş hayatında başarılı olmak için akıllı ve zeki insanların bir araya gelmesi gerekir. Yani beyni etkin kullanmak ve başarılı olmak için yalnız akıl yetmez, akıl ve zeka beraber olmalıdır.Beynimizin gerçekten tamamını kullanıyor muyuz?

Maalesef henüz beyinimizin çok az bölümünü kullanmaktayız. Belki de beynin hepsini kullanabilsek çok farklı bir dünya yaratabilir ve farklı boyutları görüp algılayabilirdik. Fakat bugünkü dünya koşullarında normal zeka düzeyine sahip insanlar, beyinlerini ancak % 3 – 10′u arasında kullanabilmektedirler.
Beynin kullanılma kapasitesini ve hafızayı arttırmak için neler yapılmalı?

1) Beslenmeye dikkat edilmeli. Özellikle sabahları iyi bir kahvaltı ile güne başlanıp, gün içinde öğün atlamak ve hazır gıdalardan uzak durup doğal beslenmek gerekir.
2) Zaman buldukça bol bol spor yapmak gerekir.
3) Eğitim hayatına önem verip, özellikle okumayı ihmal etmemek gerekir.
4) Beynimizi yoran stresli ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, zaman zaman tatile çıkmak, stresli ortamdan zarar görmüşsek psikolojik destek almak gerekir.
5) Sanatla olabildiğince fazla ilgilenmek, ilgi duyulan müzik, resim, el sanatı vb. hobilerle ilgilenmek gerekir.İnsanların bir kısmı beyinlerinin sol, bir kısmı sağ tarafını mı kullanıyor. Bu neyi sağlıyor?İnsanların birçoğu beyninin sol tarafını kullanır. Beynin sağ tarafı ritm, hayal kurma, renkler, boyut, hacim, müzik gibi fonksiyonları yapar. Sol tarafı ise; konuşma, matematiksel işlemler, diziler, sayılar ve analiz gibi konularda üstündür.
Okuldaki eğitim düzeni, beyinin sadece sol tarafını geliştiren matematik, fen bilgisi, Türkçe gibi derslere önem verirken; beyinin sağ tarafını geliştiren resim, müzik, el sanatı gibi derslere pek fazla önem vermez. Bunun için sol beyin daha fazla kullanılır. Halbuki; tarihte başarılı olan insanlara baktığımız zaman bu kişilerin bilerek veya bilmeyerek sağ ve sol beyinlerini geliştiren insanlar olduğunu görürüz. Sağ beynin; duyguların ve hayallerin etkisinde olduğu ve bütünsel öğrendiği, bu yüzden bilgileri sırayla işleyen sol lobun aksine daha hızlı ve etkili öğrendiği anlaşılmıştır.

Kadın ve erkek beyni farklı şekilde mi dinlenir?

Kadın ve erkek beyninin dinlenmesi tabiî ki farklı değildir. İnsanı dinlendiren iyi bir tatil, spor, hobiler vb. etkinlikler iki cins içinde geçerlidir.
Beyni dinlendirmek için detoks öneriyor musunuz?

1) Gıda detoksu: Özellikle belli zamanlarda fast –food gibi hazır gıdalardan, hayvansal kökenli hazır gıdalardan, kızartmalardan ve aşırı içkiden uzak durmak gerekir. Hatta protein ihtiyacını baklagillerden almak, eti olabildiğince kesmek gerekir. Günümüzde doğal gıdaların azlığı maalesef birçok hastalığın oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bunun için yılın belli dönemlerinde gıda detoksu yapmak gerekir.
2) Zihinsel detoks: Beynimizi işgal eden ve enerjimizi olumsuz etkileyen kişileri ve mekanları hayatımızdan olabildiğince çıkarmamız gerekir. Örneğin, huzursuzluk veren iş ortamı, mutsuz ilişkiler vb.
Uyku beyni dinlendirmek için en etkili yollardan biri mi? Hangi saatte uyumak daha yararlıdır?

Yeryüzünde uyumayan hiçbir canlı yoktur. Halkın uyumaz olarak bildiği akrep bile uyur. Uyku canlılar için fizyolojik ve şart olan bir davranıştır. Beyni dinlendir ve olumsuz düşüncelerden temizler. Vücut direncini artırır. Metabolizmayı düzenleyen hormonların salınımı gün ışığıyla ve karanlıkla değişir. İnsan vücüdu için faydalı olan gece uykusudur. Vücut metabolizması buna göre ayarlanmıştır. 6-10 saat arasındaki gece uykusu yeterlidir.
Modern yaşamın getirileri, pek çok bireyin geceleri kendilerine uyku için daha az zaman ayırmalarına neden olur. Bunun sonucu pek çok insan gündüz, özellikle dış uyaranlar azaldığı zaman uyuklarlar. Bu da iş verimini düşürür, konsantrasyonu azaltır, beynin daha çok yıpranmasına sebep olur. Uyku yetmezliği; gece uykusunu uyuyan ve dinlenmiş bireyler için normal değildir. Bunun için gece uykusunu önemsemeliyiz.
Şehir hayatının beynimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

Günümüzün şehir hayatında beynimizi daha fazla kullanmaktayız. Büyük şirketlerde yoğun çalışmak, iş ile ilgili konularda zaman zaman eğitim almak tabiî ki beynin gelişmesini olumlu etkiler. Ayrıca şehir hayatındaki sosyal imkanları kullanmasını bilirsek, bu çok faydalı olur: Tiyatro, spor salonları, müzik kursları vb. beynin sağ tarafını geliştirir. Bunun yanında, şehir hayatının stresli yaşantısı, trafik, hava kirliliği, yoğun çalışma, vakitsizlik ve buna bağlı sosyal ilişkilerinin azlığı beyni yorar. Demek ki şehir hayatı beyni geliştirir ama aynı zamanda daha çok yorar.Fiziksel olarak çalışan biri ile bütün günü masa başında geçiren biri aynı oranda mı yorulur? Beynin çok çalışması bedeni gerçekten yorar mı?

Dengeli bir yaşam için beyin yorgunluğu ile beden yorgunluğunun eşit olması gerekir. Tüm günü haraketsiz masa başında geçiren kişinin beyni yorulur, fakat bedeni buna paralel olarak yorulmaz. Eğer bedeni spor yaparak yormazsak bir süre sonra beyin bedeni kendi kuralları ile yorar. Örneğin uykusuzluk başlar. Fizik gücü ile çalışanlarda oluşan yorgunluk iyi bir uyku ve dinlenme ile geçer. Fakat beyin yorgunluğunun geçmesi zaman alır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...